15 Aralık 2011 Perşembe

Lakers'a niyet Clippers'a kısmet


Lokavt bittiğinden beri gündemi domine eden iki şeyden biri Chris Paul'un muhtemel takası, bir diğeride Dwight Howard'ın muhtemel takası. Sonunda bu doğaüstü olaylardan biri sonuçlandı ve Chris Paul LA Clippers'a takas edildi.

Clips lokavt bittiğinden beri takas dedikodularının ortasındaydı aslında. En başından beri Paul için en uygun parçaları barındıran takım Clips oldu ve takası yapan takımda Clips oldu. Olanda Lakers'a oldu yaptığı takas engellendi, Odom'u kaybettiler, Dwight Howard için kullanılacak parçalardan birini kaybettiler vs.

Olaya NO Hornets açısından bakarsak bundan daha iyi bir takas yapamazlardı herhalde. Zaten takımda kalmayacağı aşikar olan CP3 karşılığında ligin yeni Ray Allen'ı Eric Gordon'u, çok değerli bir uzun olan Kaman'ı ve gelecek vaadeden Aminu'yu aldılar. Dahada önemlisi çok kaliteli olduğu söylenen 2012 draftından Minesota'nın draft hakkını aldılar. Oradan gelecek çaylakla bu takım geleceğin takımı haline dönebilir bir anda. Denver'ın NY'u soymasından sonra Hornets'ta elindeki süperstarı karşılığını fazlasıyla alarak çıkardı.

Olayın esas kahramanı Clippers'a dönelim. Clippers yıllardır son sıralarda takılıp çektiği iyi oyuncuları peşkeş çekmesiyle tanınan bir kulüp. Yani ligde başarılı olmak gibi bir sıkıntısı olmayan güzide bir ekip kendileri. Tabi başlarındaki adam Sterling bunun esas sebebi. Kendisi NBA'de açık ara en sevilmeyen adamdır belkide. O kadar iğrenç bir adamki oyuncularına hayvan gözüyle bakan, ırkçı, çirkin, kaka bir adam. Hatta geçen sene Baron Davis'le bir olayları vardı. Del Negro Davis'i oyuna sokarken benchin arkasında bu şişkoyu niye oyuna sokuyon diye bağıran bi adam. Neyse işte bu adam neden böyle bir hamle yaptı açıkçası garip. Normal şartlarda elindeki süper yıldız adaylarını takasta para kazanmak için peşkeş çekmesi gerekiyordu.

Benim aklıma bir tek Lakers'ın yaptığı tv anlaşması geliyor. Bilindiği üzere Lakers yerel bir tv kanalıyla 20 yıllık yayın hakkı karşılığında 2 milyar dolar gibi bir rakama anlaştı. Sterling'de bizde bu diyarların takımıyız belki bizde böyle bir anlaşma kaparız diye takımı iddaalı hale getirmeye karar vermiştir. En nihayetinde ligin en fantastik adamı hatta fantastik birlisi Blake Griffin elinde. Yanındada gelecek vaadeden birkaç oyuncu var, ihtiyacı olan tek şey takıma kazanmak nedir öğretecek bir iki adam katmak. Önce Caron Butler'ı aldılar. Ardından NY'un serbest bıraktığı Chauncey Billups ve ardından Chris Paul. Ardarda yazdığımızda mükemmel bir takım oluyor ama işte bu takımın başında Del Negro olması çok ironik. Geçen sene bir iki maçını izlemiştim Clippers'ın. Resmen adamlar mahalle maçına çıkar gibi maça çıkıyodu. Ne taktik, ne teknik Allaha emanet. Hele bir ara alan savunması yapmaya çalışıyodularki hakkaten trajikomikti. İşte takımın önündeki en büyük engel bu.

Eğer birde takımın başına Jerry Sloan'ı getirseler veya Phil Jackson'u yok artık daha neler ohaa. Neyse makul bir koç bulmaları lazım takıma Del Negro 3 koyun versen güdemez. Sterling böyle bir hamlede yaparsa adama bişeyler olmuş derim. Bir anda adam ihya oldu, hidayete erdi derim.

Şimdi Clippers kadrosuna bir bakalım;

Guardlar

Chris Paul
Chauncey Billups
Eric Bledsoe
Randy Foye
Mo Williams

Kısa forvet

Caron Butler
Ryan Gomes

Power Forvet

Blake Griffin
Bryan Cook

Center

Deandre Jordan

Bu yapıdaki dengesizlik hemen dikkati çekiyordur sanırsam. Takım guard dolu ama uzun rotasyonu diye birşey yok. Bu kadro yapısıyla Griffin ve Jordan'ın ligi  maç başına 46-47 dakika ortalamayla oynaması gerekiyor. Yani Clippers'ın bir takasa daha gitmesi çok muhtemel. Guard verip ortalama bir uzunla anlaşması beklenebilirir.

Sonuç olarak Clippers bu sene ligin iddaalı ekiplerinden biri oldu. Tek başına Hornets'ı playoffa sürükleyen Paul'un yanında Bad Blake ve Billups'la neler yapabileceği merak konusu. Koç'a gelince sallamasınlar koçu nasıl biliyolarsa öyle oynasınlar daha iyi oynarlar şerefsizim. Billups zaten o kalibrede adam ona sorsunlar napcaz abi diye.

9 Aralık 2011 Cuma

Olaylar Olaylar Howard Nets'e takasını istiyor


NBA sezonunun kısalması ile herşeyi konsantre yaşamaya başladık. Dünkü Chris Paul heyecanının ardından bugünde Howard'ın New Jersey Nets'e takasını istediği söyleniyor. 

Brook Lopez'i ve 2 adet birinci tur draft hakkını Orlando'ya gönderen Nets karşılığında Dwight Howard ve Hidayet Türkoğlu'nu alıyor. Çok uzun zamandır konuşulan bir takas bu ama sıkıntı Howard'ın kontratını uzatıp uzatmayacağı. Deron Williams'ında Howard'ında seneye player optionu var yani isterlerse bir sene daha kalabilirler Nets'te. Nets bu takası herhalükarda kabul edecektir. Eğer Howard'ı getiremezlerse takıma herhalükarda Deron Williams'tanda olacaklar. Ya hep ya hiç deyip gidip gitmeme opsiyonunu Howard ve Williams'a bırakıp bu takımın başarılı olmasını bekleyecekler. Yani Deron Williams ve Howard bu takımın başarılı olacağına inanacak ve kalmayı kabul edecekler. 

Nets geçen sene Williams'ı alırken bunu hesaba katmıştır sanırsam. Böyle bir risk almayı göze alıp Williams'a karşılık takımı bozdular. Howrd riskini almazlarsa hiçbir anlamı kalmaz sıfırdan draft bekleyip yapılanmaya girmeleri gerekir. Oda yıllarını alır Nets'in.

Orlando açısındanda göreceli iyi bir takas aslında. Howard'ın diğer talibi Lakers'ın elinde Howard'a karşılık Bynum var. Bynumunda sakatlık mazisi falan risk taşıyor. O yüzden Howard'ı verirken karşılığında en azından sakatlık açısından risksiz birini almak isteyecekir. Ama dünkü Chris Paul takas denemesine bakarsak Hornets Paul karşılığında bir araba dolusu adam almıştı. Orlando'da daha fazlasını bekleyebilir Nets'ten. Ama Nets'in elinde değerli ikinci bir parça yok o yüzden biraz yaş gibi.

Sonuç olarak en net olan Howard nereye giderse gitsin yanında Hido'yuda verecekler anlaşılan. O yüzden Hido'yu yine iddaalı bir takımda görebiliriz bu sene. 

Ahanda Takas iptal

NBA tarihinin en garip günü yaşandı dün gece. Yani ben bir kısmını yakalayabildim sonra yattım, kalktım takas iptal. Dün gece üçlü takasta Hornets, Rockets ve Lakers anlaşmıştı ve sonucunda özet olarak Paul Lakers'a, Odom Hornets'a, Pau Gasol'de Rockets'a gidiyordu. Bende bir heyecanla yazdım hemen. Ama şöyle bir sıkıntı var. Hornets'ın sahibi NBA'in ta kendisi. Yani NBA'deki tüm takımların söz hakkı var Hornets'ta. Dün gecede bu takas açıklandı. Hemen ardından toplanıp itiraz etmişler bu takasa. Yani takası yapanlar itiraz etmemiştir heralde ama diğer takımlar kükremiş. Peşkeşmi çekiyorrsunuz ulan Paul'u dercesine.

Yani anlamadığım kısım çokta mantıksız bir takas değildi. Yani Pau Gasol takası gibi değildi. Orda Pau Gasol'u alıp karşılığında patates, soğan, leğen, mandal falan verdiler. Burda takımın en önemli iki uzunu elden çıkıyordu. Ama uzun vadede hiçbir takım Chris Paul'un LA'de olmasını istemedi galiba. Neyse hayırlı olsun diyelim. Ama Hornets Paul'ü elinden çıkartmassa elinde patlayacak. Ne güzelde takas yapmıs NO ne diye bozuonuz la. Adam olun siz alın Paul'u. Lakers 2 tane hayati derecede önem arzeden uzunu verip Paul'u alıyor, Clippers Eric Gordon'u veremeyiz diyor mesela. Verin doğru düzgün parçalar alın Paul'u.

Chris Paul Lakers'ta galiba


Galibasını geçtim herkes bu iş tamam diyor. Sadece imzaya kalmış iş. Birde Paul kontratı uzatıyormu o yazılmamış ama lakers bütün uzunları kiralık Paul'e vermez. O yüzden kontratı da uzatacaklarını düşünüyorum. Şimdi takasın detaylarına bakalım kim kimi alıyor.

Lakers: Chris Paul

Rockets: Pau Gasol

Hornets: Lamar Odom, Kevin Martin, Luis Scola, Goran Dragic ve muhtemel draftlar

Değerlendirmeye Lakers'tan başlayalım. En önemli iki uzununu veriyor karşılığında guard alıyorlar. Şimdi ne dersek diyelim bu oyun uzun olmadan oynanmıyor. Lakers'ın son yıllardaki dominasyonunun en önemli sebebi ligin en iyi uzun rotasyonuna sahip olmalarıydı. Şimdi ikisini verip tek uzuna kaldılar. Oda son dört sezonda toplam 124 maç kaçıran kronik sakat Andrew Bynum. Herkes bir Dwight Howard hamlesi bekliyorda, Orlando'da sadece Bynum'a Howard'ı vermez. O yüzden şu an için Howard'ın Lakers'a gelme ihtimali neredeyse sıfır. Orlando yollamaz yollayamaz bu durumda. Eğer Bynum'a karşılık Howard'ı verirse Otis Smith yok canım öyle bişeyi o bile yapamaz Isiah Thomas belki yapar ama olmaz olamaz. Howard'ın takıma bu sene katılamayacağını hesaba katarsak free agenta yönelecek Lakers ama ordada işlerine yarayacak bir parça yok. Ama sezonuda böyle bitiremezler. Muhtemel bir Bynum sakatlığında lakers viran olur.

Gelelim Hornets'a. Yapabileceklerinin en iyisini yaptılar aslında. Hala çok değerli olan parçalar aldılar. Scola ve Odom'un hertürlü gideri var bu ligte. Eğer geleceğe yatırım yapacaklarsa doğru takaslarla çok değerli parçalar alabilirler karşılığında. Bu sene iddaalı olmak isteyen birçok takımda bu adamların peşine düşer. Hatta ve hatta bu kadroyla playoff bile kovalarlar. Şu andaki Hornets'ın kadrosu şöyle şekillenir:

Kevin Martin, Jarret Jack, Goran Dragic

Trevor Arıza

Emeka Ofakor, Odom, Scola

Kısa forvete takviyeyle bu takım iş yapar ve bunun için takas yapmalarınada gerek yok. Free agenttan birilerini ekleyebilirler takıma. Bence bu takasın kazananı New Orleans oldu. Bir süperstar verip bir takım aldılar.

Takasın diğer ayağıda Houston. Yao sonrası dönemde çok sıradan kalan takımına bir süperstar eklemek için fırsat kolluyorlardı ve iyide bir fırsat buldular aslında. Ellerinden takımla uyumsuz ama iyi bir skoreri çıkardılar tabi 12 milyon dolarlık kontratınıda. Bu ligde en sevdiğim uzunlardan biri olan Scola'yı yolladılar ve yedek guard Dragic'i yolladılar. Karşılığındada bir süperstar aldılar. Çok yerinde bir transfer ama gerekli eklemeleri yaparlarsa. En nihayetinde takımdan 3 adam yolladılar bir adam aldılar ve takımdaki tek uzun Pau Gasol şu anda. Yanına bir çok iyi birde sıradan uzun katarlarsa ve guardı desteklerlerse yine çok iyi bir takım haline gelirler. Zaten şu anki hedefleri Nene. Eğer Pau Gasol'un yanına Nene'yi katarlarsa çok ciddi bir uzun rotasyonuna sahip olacaklar. Geçen sene Kyle Lowry'nin iyi performansı Kevin Martin ve Dragic'i yollamakta tereddüt etmemelerini sağladı. Ama Lowry, Buddinger falan yetermi bence yetmez. Eğer bu takası yaptıysanız tüm riskleri alıp takımı tamamlamanız gerekir yoksa  bu takasın Houston adına hiç bir anlamı  kalmaz.

Sonuç olarak Chris Paul'e karşılık bir takım alan New Orleans, Pau Gasol'e ve salary cap'te boşluğa sahip Houston ve Chris Paul'e sahip ama tek uzunu 4 yılda 124 maç kaçırmış  Bynum olan ve Howard hayallerini bir başka bahara bırakan Lakers. Tabi Lakers'ın yapamayacağı takas yoktur ama Orlando'yla Lakers'ın geçmişine bakarsak ciddi husumet var. Öyle Pau Gasol'ü alırken yaptıkları gibi patates soğana Pau Gasol alamazlar. Bekleyelim görelim takasların fitili ateşlendi geriside gelecektir muhakkak.

7 Aralık 2011 Çarşamba

New York'ta bir sonbahar


New York büyük elma, Amerikan rüyası yeni yüzyılın en büyük metropolü, dünyada konuşulan dillerin tamamının konuşulduğu şehir. Şimdi bu NY'ta bir basketbol takımı var tarihin en kötü yönetilen takımı Knicks. Şampiyon olduklarını ben hiç görmedim ama her zaman en çok maaş ödeyen takımlar arasında yer alıyorlar. Yani fiyat kalite paritesinde açık ara dünyanın en kötüsü. Şimdi birkaç yıldır doğru yapılanma peşindeler ve kilit noktaya geldiler. Free Agent'tan aldıkları Amare ve bütün takımı verip aldıkları Melo var ellerinde. Big three için son bir adım kaldı oda bir guard katmak takıma. Ellerinde iki opsiyon var birincisi Chris Paul, ikincisi Deron Williams.

Chris Paul resmen takasını istedi ve New Orleans'ın elinde Paul'e bizimle kal diyebilecekleri hiçbirşey yok. Yani Hornets'a baktığımızda aklıma Paul'den başka bir isim dahi gelmiyor aklımıza. Tek başına sap gibi duruyor Hornets'ta adama da yazık yani. Ligin şu anda en kaliteli guardı tamam en sağlıklısı değil ama kesinlikle en kalitelisi. NO'da bunun farkında ve ellerinden çıkaracaklar belli. Yani Hornets'ın durumu Orlando'nun durumundan farklı. Orlando Howard'ı takımda tutabilmek için salakçada olsa birsürü hamle yaptı, bu hamlelerle olayı daha kötü bir duruma getirdiler ama en azından denediler. Hornets kaç yıldır yanına birşeyler koymayı denemedi bile. Vasat oyuncuları alıp Paul'ün onları yükseltmesini beklediler. Şimdide ellerinden çıkaracaklar aşikar. 

Paul'ün gitmek istediği takım çok net Knicks. Zaten Knicks'te kendini yıllardır bu üçlüyü kurmaya hazırlıyor.Ama bir sıkıntı var Knicks adına ellerinde Paul'e karşı verebilecekleri hiçbirşey yok. O yüzden Paul'un free agenta düşmesini bekleyip kontrat imzalamak tek yol bu birliktelik için. Tabi bununda kötü yanları var Paul için. Alabileceği maksimum parayı alamıyor bu durumda. Yani Amare'nin kontratı ile Paul'un kontratı arasında 40 milyon dolar gibi bir fark oluyor. Tabi Amare'nin kontratı bir yıl uzun bunuda hesaba katmak lazım ama o bir yılı katmazsak yine 20 milyon dolar civarında bir fark var. Az buz değil bu fark yemişim big apple'ını big threesini derdim şahsen ben. 

Yani sonuc olarak Knicks'in Paul'u kadrosuna katması için Paul'un çok fazla kendinden feragat etmesi gerekiyor. Kaldıki NY değermi bu kadar şeyden vazgeçmeye tartışılır. Şehir, popülerlik, pazar değeri bakımından Kincks çok büyük avantajlara sahip. Amerika'nın en büyük pazarı en nihayetinde. Ama Knicks organizasyonunu değerlendirirsek o kadarda etkileyici değil Knicks'in Cv'si. Hadi geçmişini geçtim şu anda bile uyumlu bir kadrosu yok NY'un.Süperstar diye takımda bulunan Amare ve Melo ne denli büyük oyuncular bunu tartışmak lazım. 

Amare çok ağır sakatlıkların ardından o patlayıcı gücünün birkısmını kaybederek geri döndü. Phoenix'in sisteminde çok değerli bir parçaydı ve D'Antoni'nin önemli oyuncularındandı. Ama gerçekçi olursak Amare cidden çok büyük sıkıntıları barındıran bir oyuncu. Savunmada çok sakat mesela temel Pick'n roll savunması dahil hiçbir savunmayı bilmiyor. Lakers serisindede gördük zaten bunu. Gasol eğlendi resmen Amare ile. O yüzden soru işaretkleri barındıran bir adam Amare. 

Diğer yıldız Melo'ya gelelim. Melo genelde sorunlarıyla gündeme gelen bir oyuncuydu hep. Yetenekli, iyi şutör,  sorumluluk alan ve sürekli karşı takımın gözünün üstünde olması gereken bir adam. Ama hiçbir zaman bir süperstar olamadı. Yani hiçbir zaman bir Wade, bir Kobe, bir Howard olamadı. İşte burda sıkıntı devreye geliyor. Bu big three sistemlerinde yani 3 max. kontratlı oyuncuyu alıp etrafını kelepir oyuncularla donatma sisteminde o 3 büyük oyuncunun diğer bütün oyuncuların eksiklerini kapatması beklenir. Yani kenardan gelip maçı kurtarabilecek hiçkimse yok. Birşey yapılacaksa bu 3 oyuncu tarafından yapılacak. Bunu kaldırabilecekmi bu 3 oyuncu. Sakatlığı var bunun birde Amare ve Paul sakatlık konusunda sıkıntıları olan oyuncular. Birini yokluğu bile çok ciddi sıkıntılara yol açar. Buda Knicks'in sezon beklentilerini karşılayamamaları anlamına gelir. Bu handikaplar Paul'ün bu kadar fedakarlık yapmasına değermi acaba?

Sonuç olarak Chris Paul-Knicks birlikteliği kağıt üzerinde romantik bir birliktelik. Büyük şehir, 3 süperstar karşılarında Miami var yine 3 büyük süperstar falan romantik geliyor kulağa ama şöyle bir baktığımızda Paul'ün ciddibir mali kaybı var ve başarının geleceğide muamma. 

Şimdi gelelim diğer adaylara. Golden State, LA Clippers, Lakers ve benim büyük favorim Oklahoma. Başlayalım Golden State'ten. Paul'e karşı Stephen Curry, bu seneki çaylakları ve Ekep Udoh'u veriyor. Hornets kabul eder bunu ama Paul GS ile kontrat uzatmaz. O yüzden yalan olur GS. Lakers Paul karşılığında uzunlarından birini verebilir hatta ikisini verebilir. Hornets'ta iki uzunu kabul edebilir. Ama iki uzun vermek Lakers'ın hiç işine gelmez yani vermezde heralde. Odom ve Bynum'u verip Paul'u almak hiç mantıklı olmaz kadro dengesi açısından. O yüzden tek uzun verip Paul'ü almaya çalışabilirler. Tek bir uzun alıp Paul'u vermez herhalde Orleans. Eğer iki uzunuda verirlerse O zamanda Howard'ı kovalayamazlar ki öncelikleri kesinlikle Howard. O yüzden bu takas Lakers açısından öncelikli değil. He almak isterlerse alırlar o ayrı.

Gelelim Clippers'a. Ellerinde Paul'u almak için herşey var. Mükemmel gençler, maaş boşluğu, gelecek vaadeden fantastik oyuncular. Ama takım sahibinin kötü ünü ve koçun aşırı kalitesiz olması çok büyük engel Clippers adına. Takımın sahibi Donald Sterling ırkçı şerefsizin teki. O kadar kalitesiz bir adamki ne basketbola ne oyunculara nede takıma saygı gösteriyor. Zaten her takım en azından 10 yılda bir playoff takımı haline gelirken Clippers'ın hiçbir zaman o seviyelerde olamamasının sebebi  Sterling'in ta kendisi. O yüzden organizasyona olan güvensizlik en büyük sorun şu anda. Ayrıca koçta Del Negro yani başlarında bir koç yok öyle sahaya çıkıp oynuyor Clippers. He kadro olarak Paul'e çok uygunlar. Bad Blake var birkere, Eric Gordon'uda tutacağız diyorlar. Ya Deandre Jordan yada Tyson Chadler konuşulyor uzun rotasyonu için. Yani kadro olarak mükemmel bir oluşum ama yönetim zaafiyeti işte büyük sıkıntı.

Ha unutmadan birde Boston var. Boston'da Rondo'yu verip karşılığında Paul'u almak istiyor. Burdaki sorunda Boston'un yaş ortalaması. Temel direklerin ortalaması 35. Chris Paul gidip huzur evinde basketbol oynamak istemeyecektir. Daha uzun süre en iyi basketbolunu oynayabileceği bir takıma gitmek isteyecektir.

Gelelim son adaya Oklahoma city Thunder. Kadro yapısı ve derinliği, yönetimin mükemmelliği, Kevin Durant herşey Paul için ideal. Hornets'ı tatmin edecek parçalar var. Paul'de Oklahoma sistemine cuk oturur ve şampiyonluğun en büyük adayı haline gelirler. Ama işte burdaki sorunda pazarın çok küçük oluşu. Oklahoma ligin en küçük pazarlarından biri. O yüzden pek istemeyebilir Thunder'ı. He başarı istiyorsa en iyi yer şu anda Thunder ama işte büyük şehrin sihiri bambaşka birşey. 

Toparlarsak, şu anda herşey Paul'un elinde. Kimi tercih edecek göreceğiz. Ama gideceği takımın tüm çehresini değiştireceği çok net eğer sakatlık olmassa.

Diğerleri köpekbalığı ise Lakers Balinadır


Efendim şu günlerde NBA'in yeniden hareketlenmesiyle takas dedikodularıda gündemden düşmez oldu. Tabi NBA sezonunun playofflardan sonra en zevk veren kısmıda burası aslında. Allstar'dan bile daha heyecanlı olabiliyor bu dönem. Yeni hayaller, yeni umutlar birbirine yakıştırdığınız takım ve oyuncular falan filan.

Bu sene free agent piyasassında çok fantastik oyuncu olmasada takasını isteyen iki süperstar var ve bütün dedikodular onların üzerinden dönüyor şu anda. Geriye kalan tüm free agentlar bu iki oyuncunun nerede oynayacağına karar vermesinden sonra kariyerini şekillendirecek gibi. Bu iki oyuncu bildiğimiz üzere Dwight Howard ve Chris Paul. Neredeyse bütün takımlar bu iki oyuncuyla ilgileniyor. Ama işte şu anda bu sularda bir balina var ve çok tehlikeli. Geçen sene Dallas'a süpürüldükten sonra bir süperstar arayışına giren Lakers tüm pazarı tedirgin ediyor. Çünkü Lakers istediğini alacak herşeye sahip onu engelleyen tek şey lig kuralları. Şu anda NBA futbol ligleri gibi serbest piyasa olsa Lakers ilk beşini Chris Paul- Kobe Bryant-Labron James-Pau Gasol-Dwight Howard şeklinde kurar, en azından dener. Ama NBA'in rekabeti arttırmaya yönelik hamleleri sayesinde nispeten eli kolu bağlı LA'in.Ama bu kurallarda mevzubahis LA ise biryere kadar. Neden bu kadar değerli Lakers? çünkü Hollywood'un ışıkları, pazarın büyüklüğü, şehrin en önemli spor takımı olması ve herzaman başarılı olması. Lakers'ın son 10 yılda playoff yapamadığı oldumu? oldu 04-05 sezonunda oldu ama olsun o kadarda.Lüks vergisi falanda problem değil adamlara daha yeni 2 milyar dolarlık anlaşma imzaladılar bir tv kanalıyla. Yani kuralların izin verdiği herşeyin maksimumunu verebiliyorlar oyunculara. Hatta kuralların izin vermediği transferleri de yapabildikleri söyleniyor. Pau Gasol'ü Kwame Brown'la takas ettikleri gibi.

Şimdi diyeceksinizki çokmu seviyosun Lakers'ı nefret ederim o kadar sevmemki hersene dua ederim madara olsunlar diye. Ama gerçekler bunlar adamlar NBA'in ta kendisi. NBA'yi biyerlere getiren takım LA'dir. Boston var Houston var falan var filan var ama hep karşılarında LA var. Şimdi şu anki duruma gelirsek, biraz önce anlattıklarımız neden Lakers'ın balina olduğunu açıklıyor esasında. Eğer Lakers piyasaya inmişse en iyisini alır. Çünkü bütün oyuncular Lakers'ta oynamak ister. Şimdiki hedeflerine bakarsak piyasadaki en değerli uzun Dwight Howard birincil hedefleri. NBA tarihinin en iyi uzunlarını hep takımlarında bulunduran Lakers için beklenen bir hareket zaten. Mikan, Wilt Chamberlain, Kareem, Shaq ardından gelecek Howard fantastik geliyor kulağa. Amerikan medyası tarafındanda sıkça dile getirilen bir olay bu. Ligin en değerli uzunu Lakers'ta olmalı. İşte bu bakış açısı sadece LA'i değil, Dwight Howard'ı da çok heyecanlandırıyordur. Böyle bir silsilenin son halkası olmak, sadece LA'li olmak değil efsanenin parçası olmak gibi birşey. Sadece başarıyı vaadetmiyor Howard'a Lakers efsane olmayı vaadediyor. Çünkü ondan öncekiler NBA tarihine ismini kazıdılar. Howard'da dönemin en değerli oyuncusu olmak yerine tarihin en değerli oyuncularından biri olmak için bu fırsatı değerlendirmek isteyecektir.

Tabi birde işin Orlando tarafı var. Zamanın'da Shaq!ı ellerinden kapan Lakers'a pabuç bırakmamak için ellerinden geleni yapacaklar. Takasla ellerinden çıkartıp değerli parçaları almak isteyecekler. Yoksa ellerinden uçup gidecek Howard. Gelelim tekliflere birinci teklif Nets'ten. Ellerinde Deron Williams'ı tumak için Orlando'ya Howard karşılığında Brook Lopez ve draft hakları verip karşılığında Howard'la beraber Hido'nun şişkin kontratını alıyorlar. İkinci teklif Lakers'tan Howard ve Hido'yu verip Karşılığında Odom ve Bynum,'u alıyorlar. Son olarak muhtemeller arasında Bulls'ta var Onlarda ellerindeki değerli parçalarla bir takas peşindeler.

Diğer bir opsiyonsa Orlando'nun Howard'ı tutmak için Deron Williams'ı getirmeye çaılşması. Bilindiği gibi yeni anlaşmada bir af kanunu var Amnesty clause adı altında. Her takım kontratlı bir oyuncusunun kontratını satın alabiliyor. Bu kural yapılmış kötü kontratlar için var. Bu kural aslında Orlando için çıkarılmış gibi birşey ve kuralın gayrıresmi adı  Gilbert Arenas affı. Yıllık 20 milyon dolar civarında kontratı olan bir adam ve Salary cap'e resmen tecavüz ediyor. İşte Arenas'ın kontratını satın alırlarsa Deron Williams'ı seneye kadrolarına katabilecek boşluğu yaratacaklar. Ayrıca bu sene yine Amnesty ile takımlarından ayrılacak olan oyuncularlada takımı desteklerseler işte Howard için doğru ortamı sağlayabilecekler.

Durum böyleyken böyle. Dwight Howard'ın karşılığında alabileceklerinin maksimumunu almak isteyen Orlando  efsaneler serisine bir yenisini katmak isteyen LA, yada Howard'ı alamazsa yaya kalacak Nets ve 2. süperstarı kadrosuna katmak isteyen Bulls. Bana kalırsa Bulls elinde en fazla parça bulunan takım. Ömer var, Noah var, Boozer var, Deng var varda var. Orlando'yu en tatmin edecek teklifi onlar yapabilir gibi duruyor. Tabi Howard'ı almak için Deng'i kesin vermeleri gerekiyor Noah'ı da isterler belki Ömer'ide isterler. Geriye Bulls'a ne kalır. Boozer, Taj Gibson ve Howard'lı uzun rotasyonu bence idare eder ama  kısa forvette Deng yerine Hido kabul edilebilirmi bilemeyeceğim.

Sonuç olarak böyle dedikodular falan akıl oyunları, genel menejercilik oynamak güzel. Zaten geç başlayan sezonun zevkini böyle çıkartalım. Geçen sene Melo takası için yok midemiz bulandı falan diyoduk ama lokavt muhabbetinin ardından anladık değerini. Son olarak Howard inşallah LA'e gitmez Bulls'a gider.

2 Aralık 2011 Cuma

JR Smith Çin'e fazla geliyor

JR Smith Explodes for 52pts, 22rebs,7stls in China

Çin'deki Amerikan gurbetçilerinden JR Smith son maçında 52 sayı, 22 ribaunt ve 7 top çalma ile oynamış. NBA'de hala değeri olan bir oyuncu. NBA'deki yöneticilerde dikkatle takip ediyorlardır muhakkak ama şu an için Çinden çıkması imkansız. Çin yönetimi marta kadar gitmelerine izin vermiyor. Belki izin verirlerse skorer arayanların radarına girecektir muhakkak.

Sen neymişsin be Curtiss



Dün gecenin zevk dolu, keyif dolu maçında Sinan Erdem'de Olympiacos'u denize döken Fenerbahçe'de baş rol kuşkusuz Curtiss Jerrells'indi. Sene başından beri bu adama demediğimizi bırakmadık bu seviyede adam değil dedik, gitsin bokuyla oynasın dedik ama adam geldi en kritik maçta ipten aldı Fener'i. Gerçi Jerrells sene başından beri söylenen herşeyi hakedecek kadar kötü bir oyun sergiledi ama olsun bu maçın hatırına bütün kötü düşüncelerimi sildim.

Fenerin grubu öyle bir grupki 6 takımın tamamının gruptan çıkma ihtimali hemen hemen eşit. 3 takımın 4, 3 takımın 3 galibiyeti var. Eğer dün Fener yenilseydi Allah muhafaza çok kötü şeyler olurdu olaylar olaylar!!. O yüzden bunca övgü Jerrels'e. Maçı 17 sayı, 5 asistle ve hemen hemen sıfır hatayla bitirdi maşallah.Ayrıca sene başında oynanan hazırlık maçında Kalin Lucas karşısında anası ağlamıştı bu maçla beraber intikamınıda almış oldu bir nevi.

Maçın diğer bir kilit ismi ise Roko Leni Ukic oldu. Roko bu takımın aslında herşeyi yani baktığımızda takımda maç sıkıştığında bişeyler yapması beklenen bir adam. Oyunu açması, sayı atması, rakip defansı dağıtması beklenen isim Ukic ama bu sezona inanılmaz formsuz başladı. Ama son birkaç maçtır kımıldamaya başladı ve hemen Fenerbahçe'nin çehresinde bir değişime sebebiyet verdi. Muhakkak dün akşamki Fener tüm Fenerbahçe Ülker taraftarının içini rahatlatmıştır.

Ama bu iyi oyuna rağmen Fenerbahçe'de göze çarpan büyük eksiklikler var. Öncelikli ve en önemli sorun 4-5 rotasyonunda gibi duruyor. Kaya zaten uzun zamandır bırakın bu seviyeyi basketbol bile oynamıyor. Gist iyi hoş güzel uçuyor kaçıyor 3'lük atıyor ama totalde pek fazla verimli oynayan biri olamadı. Belki onunda performansı patlama gösterecek ama çok geç olduktan sonra pek bir anlamı kalmayacak. Fenerbahçe'nin kesinlikle uzun takviyesi yapması lazım bu takıma. Çünkü bakarsak Gist'in ne vereceğini bilmiyoruz, Kaya'nın hiçbirşey vermeyeceğini biliyoruz. Vidmar çoğunlukla faul probleminde bir tek Oğuz kalıyor oda yeni yeni form tutmaya başladı. Kısa rotasyonu bir şekilde Ömer'in yürekli oyunu, Emir'in çok yönlü oyunu ile diğerleri kötü oynasa bile geçiştirilebiliyor ama Uzun rotasyonu çok kısır.

Birde son sözüm Bogdaovic'e tamam geçen sene mükemmel skor yaptı Euroleague'de. Tamam küçük bir takımda attı bu sayıları hedefi olmayan bir takımda attı, hedefleri olan bir takıma alışması zaman alabilir. Yetenekli bir oyuncu olduğuna zaten şüphe yok herkes biliyor bunu. Ama bu adam NBA'den draft edildi. Bu sene iyi performans veremeyecek gibi yani beklenen performansı veremeyecek. Yani Fener bu sene ekecek birkaç sene sonra ektiğini biçecek mantığında. Tam en iyi performansını vermesini beklediğimiz senelerde kesin NBA'e gidecek. İşte bu  tüm avrupa takımları için büyük bir sorun. Oyunculara yatırım yapıyorsun ama NBA kapıyor. NBA çok büyük bir pazar bunda garip olan birşey yok ama bu kesinlikle aşılması gereken bir olay. Bir şekilde avrupa kulüpleri korunmalı NBA'den.  Amerikalıları geçtim sadece NBA'de oynayan avrupalılar Euroleague'de oynasa Euroleague'in kazanacağı değer ve NBA'in kaybedeceği değer ne kadar olur acaba. NBA'de oynayan oyuncularımızla gurur duyuyoruz bu gerçek ama artık avrupa basketboluda ekonomik ve populerlik açısından kendilerini kollamaları gerekiyor. Ya yetiştirme parası versin yada kontartı olan oyuncuları draft edemesin. Kontratı olan oyuncunun draft edilmesi bir bakıma kontrat bitmeden bir sonraki kontratını imzalamak oluyor. Amerika haklarını alıyor gerçi, oyuncuyununda gitme zorunluluğu yok ama bir şekilde daha fazla para ve daha fazla şöhret vaadederek oyuncuyu götürüyor. Tabi arada bunca yıldır emek veren kulüpler ıskarta. Nedense NBA'e oyuncu göndermeye çok gurur verici bir şey olarak bakıyoruz ama bu şekilde avrupa basketbolunu baltalıyoruz.

 Fener diyoduk NBA oldu Euroleague oldu dağıldı konu neyse efenim mğkemmel bir galibiyet mikemmel seyirci mükemmel oyun. Önümüzdeki maç Nancy deplasmanı Batum'suz Nancy'yide yenersek deplasmanda biter bu iş üst tura çıkmak garanti birde içerde Bilbao maçı grup liderliği gelir. Sonra takviyeler gelir Final Four hedefine meşakatli yoldan tekrar girilir. Belki Fener'in erken form tutmaması iyidir. Geçen sene mükemmel başlayıp tökezlemişlerdi. Belki bu sene tam tersi olur işşallah.

1 Aralık 2011 Perşembe

Unics Kazan-G.saray MP: 72-61 kötü oyun, kötü mağlubiyet



Günün açılış maçında Kazan deplasmanında G.saray kötü oynayarak mağlup oldu. Savunmada ve hücumda çok hareketsiz olan cim bom pek maçta değildi sanki. Rakibi savunmakta zorlanan hücumda çok aksayan bir oyunun ardından rakibine 11 sayı farkla mağlup oldu.

Rakip guarları maç boyunca savunamadı cim bom. Kazan'da Greer 12, Domercant 13 Lyday ise 17 sayı ile oynadı. G.saray'da ise sadece Lakovic 12 sayı ile çift hanelere ulaştı. G.saray'da bugün kimse pekte oyunda değildi açıkçası. Ne o dinamik savunma, ne hücumdaki ikili oyunlar hiçbirşey yok gibiydi bugün.Ribauntlardaki üstünlüğüne rağmen maça ortak bile olamadan bitirdiler maçı.

Bu maç gösterdiki daha çok uzun yol var G.saray'ın önünde. Kazan kadro kalitesi olarak çok ilerde olmasada oyunları G.saray'ın önünde. Cim bom'un birkaç sezon daha bu seviyede oynamaya ihtiyacı var. Şu an için bütün opsiyonlarını çok iyi kullanamıyorlar. Ne Songalia'nın üzerine oyunları var nede Lakovic için oyunları var. Savunmada genelde çok iyiler ama hücumda biraz daha zamana ihtiyacı var. Bu sene top16 ideal hedef fazlasını beklememek lazım.

G.saray bu maçla beraber grup 3.lüğü ihtimalini kaybetti gibi. Artık haftaya oynayacakları Siena ve ardından oynayacakları Olimpija maçına odaklanmalı. Artık önlerinde grup 4.lüğü için tek engel Olimpija maçı o maçıda rahat kazanacaklardır ve adlarını top16' ıya yazdıracaklardır.

NBA'de kim ne arıyor?



Lokavt sebebiyle geç başlayan sezonda herşey çok hızlı yaşanacak bu sene. 2 haftada kadrolar kurulacak, hazırlıklar yapılacak, takaslar yapılacak. Yani bu sene konsantre bir sezon görecez. İşte bu konsantre sezonda herkes bişeyler kapatmaya çalışacak. Dedikodu kazanı kaynamaya başladı bile ve hatta kaynamayı bırakın yanıp tutuşacak önümüzdeki haftalarda ama bizde az çok takımların gerçek ihtiyaçlarına ve aradıklarına bakıp kadroya katabilecekleri oyunculara bakacağız.

New York Knicks:

Kadrolarına şu anda takasla katabilecekleri kimse yok açıkçaswı çünkü karşılığında verebilecekleri hiçbirşey yok. Melo'yu alırken bütün takımı verdiler. Yapabilecekleri tek şey ve yapmak istedikleri tek şey Chris Paul'u beklemek. Seneye kontratı bitecek olan Paul'u free agent piyasasından kapatmak için bekleyecekler. Bu sene birini kadrolarına katacakarsada seneye Paul için verecekleri parayı herhalukarda ayarlayacak şekilde bir kontrat olacaktır bu transfer. Bu yüzden ciddi bir transfer beklenmiyor Knick'ten.

Los Angeles Lakers :

Lakers geçen sene Dallas'a süpürüldükten sonra ciddi bir arayışa girdi. Artık 34 yaşında olan Kobe, pek bir yumuşak gördükleri Gasol tabanlı bir takımın başarıya ulaşamayacağını düşünen Lakers tam anlamıyla bir süperstar katmak istiyor takıma. Şu anda hedefledikleri isim Dwight Howard gibi gözüküyor ve Bynum çevresinde bir takas yapmak istedikleri söyleniyor. Tabi etrafında verebilecekleri pek birşey yok Lakers'ın o yüzden pek hevesli olmayacaktır Orlando. Yani sakatlık yüzdesi çok yüksek olan sorunlu Bynum ve yaşlı Pao Gasol veya Lamar Odom. Orlando eğer Howard'ı yollayacaksa daha fazlasını isteyecektir karşılığında. Tabi tek aday Howard değil, mevzubahis Lakers ise bütün süperstarlar adaydır. Dolayısı ile Chris Paul ve Deron Williams'ta muhtemeller arasında. Lakers'ın Amnesty Clause ile Ron Artest'i de yollaması olası. O zaman açılacak boşluktan bir 3 numara kapatabilirler Free Agent'tan. Piyasada Prince var Ron Atest'ten çok daha değerli bir parça. Amnesty ile boşa çıkması beklenen Baron Davis var. Oda adaylardan biri Lakers için. Sonuç olarak Lakers kesin hamle yapacak ama ne kalitede olacak görecez.

Orlando Magic

Orlando kaoslarda açıkçası. Ellerinde gitmek isteyen bir Howard var ve başkada pek birşey yok. He birde Gilbert Arenas var ve onun 22 milyon civarı kontratı. Dwight Howard'ı ligde istemeyecek takım yoktur heralde. Lakers ve Nets ciddi talipler şu anda. Orlando şu anda ne yapacağına çok iyi karar vermeli. Howard'ı elde tutmak istiyorlarsa yanına çok önemli bir parça gerekiyor. Nets'in Deron Williams' ı tutmak için Howard'a ihtiyacı var. Aynı şekilde Howard'ı da takımda tutmak için çok önemli bir faktör olabilir Williams. Amnesty ile Gilbert Arenas'ı yollayıp Deron Williams'ı kadroya katabilirlerse Howard'ı da elde tutabilirler. Ama Howard'ı elden çıkartacaklarsa karşılığında geleceği almalılar. Draft hakları ve eldeki kontratlardan birinide yollamak isteyecekler. Yollamak isteyecekleri kontrat Hidayet'inki olacak gibi gözüküyor. Hidayetle Howard'ı yollayıp karşılığında Nets'ten Brook Lopez ve Draft haklarıyla başlayan bir teklifi kovalayabilir. Sonuç olarak Orlando'da bir kriz var ve bu krizi nasıl yönetecekler göreceğiz. Tabi Otis Smith ne yapar ne eder merak konusu açıkçası. Şu ana kadar yaptıklarını referans alırsak Howard'la Rashard Lewis'i bile takas edebilir.  

Miami Heat

Miami'nin aradığı şey çok net, en ucuzundan ne olursa. Bir uzun katmak istiyorlar rotasyona. Adı geçen isim free agenttan Samuel Dalembert olacak. Piyasadaki diğer uzunlar Marc Gasol, Deandre Jordan, Tyson Chandler Miami'nin bütçesinin çok üstünde kalacak gibi o yüzden Dalembert ideal gibi duruyor Miami için.Buna ek olarak Amnesty'den açığa düşecek oyuncuları kovalıyor olacak Miami. En önemli aday Baron Davis. Ama öncelik olarak paralarının yettiği en iyi uzunu almaya çalışacaklar. Amnesty'dende Mike Miller'ı yollama ihtimalleri yüksek. Eğer karşılığında değerli bir parça bulabilirlerse tereddüt etmeden Mike Miller'ı Amnesty Clause ile yollayacaklardır.

New Jersey Nets

New Jersey Nets'in yapmak istediği ve yapabileceği tek şey var Howard'ı almak. Bütün planları bunun üzerine kurulu açıkçası. Brook Lopez'i ve Draft hakkı ile başlayan teklif verip Howard'ı almak. Williams'ı ellerinde tutmak içinde tek yol bu. Eğer Howard'ı kadrolarona katamazsalar seneye ellerinde hiçbirşey kalmayabilir. Bu yüzden bu takas hayati New Jersey için. Geri kalan herşey teferruat. Amnesty Clause'u da muhteelen Travis Outlaw üzerinde kullancaklar. Ordan açılacak boşluklada Hidayet'in kontratını almayı deneyecekler muhtemelen.

Chicago Bulls

Şu an için tek hedefleri bir 2 numara bulmak ve bunun için uğraşıyorlar. Jamal Crawford dendi, OJ Mayo var piyasada ama en çok isteyecekleri adam Afflalo olacaktır.Tam istedikleri aradıkları adam aslında. ama talibide çok Denver'ında Afflalo'nun peşini bırakacağını bırakacağını sanmıyorum. O yüzden pek olası değil gibi gözüküyor Afflalo. Diğer bir aday ise Washington'un skoreri Nick Young. Skor yükünü Derrick Rose'un sırtından biraz olsun alacak bir skorer Nick Young. Rose oyunda değilken hücumu sürükleyecek bir oyuncu olarak 2. beşin skor yükünü taşıyacak bir isim olarak düşünülüyor Nick Young.

Boston Celtics

Danny Ainge yanayakıla Rondo'ya talip arıyor. Bir Westbrook dedikodusu çıktıki yapılabilecek en kötü takas olur herhalde. Ama asıl hedefleri Chris Paul olduğu aşikar. Chris Paul Boston'u tekrar şampiyonluk potasını sokacak adam ama New Orleans ve Chris Paul'un kendisi için kabul edilebilir bir takas değil açıçası . New Orleans'ın elindeki tek değerli adam hatta takımın ta kendisi Paul. O yüzden karşılığında çok fazla şey bekleyeceklerdir. Ayrıca Paul'ünde New york hayallerini biliyoruz. Oda en önemli oyuncularının yaş ortalaması 35 olan bir takıma gitmek istemeyecektir. 

Los Angeles Clippers

Geçen sezonun sempati toplayan takımı Clippers bu sezona bir üst seviyeye çıkmaya çalışacak. Eric Gordon ve Blake Griffin üzrine kurulu bu takımın bir üst seviyeye çıkması için bir kaç veterana birde koça ihtiyaç duyuyor aslında. Del Negro ile gelebilecekleri yer anca playoff seviyesi yani playoffa 7-8 den girmek için mücadele ederler o kadar.Çok genç bir çekirdek kadrosu var, ah şu kadroyu Jerry Sloan'a verseler. Ama bu takımın sahibi Sterling'in böyle mantıklı hareketler yapacağını pek sanmıyorum. Neyse şu andaki durumda takımın en önemli ihtiyacı olarak tecrubeli bir 3 numara gibi duruyor. Zaten tüm talepleri bu yönde öncelikli hedefleri Tayshaun Prince ve Caron Butler. Eğer kadrolarına Prince'i katarlarsa ligin en önemli ekiplerinden biri olabilirler. Ellerinde Eric Gordon ve Griffin var. He birde Deandre Jordan şu anda free agent ama Clips'in teklifleri karşılama opsiyonu var ve gelen teklifi karşılaycaklarda muhtemelen. Ayrıca bu sene Kaman'ın 12 milyonluk kontratının son senesi. Yani şu anda birkaç kaliteli veterana imza attırabilirlerse doğru koçla şampiyonluk potasına bile girebilirler. Çok uçuyor olabilirim ama ellerinde cevher var işlemek yönetime kalmış tabi Vinnie Del Negro ile olacak iş değilde usta birinin ellerinde mükemmel sonuçlar verebilecek bir kadro.









Efes yine zar zor



Euroleague'in en zayıf ekiplerinden olan  Belgacom Spirou ile karşılaşan Efes yine maç sonunda rakibini maça ortak ederek inceden bir telaş havası estirdi. Maçı aslında sürekli kontrol altında götürürken verdiği hücum ribauntları ve yediği üçlükler sayesinde Spirou'yu tekrar umutlandırdı. Bu neden böyle oluyor anlamıyorum ama futbol veya basketbol farketmeksizin hiçbir zaman emin olamıyoruz skordan. Sürekli bir heyecan, sürekli bir gerilim. İstikrarsız oynuyorlar. Yani Efes Barcelona'yı 3 sayı farkla yenince Spirou'yu 20 sayı farkla yener diyemiyosunuz, hatta yener bile diyemiyorsunuz. Zaten genelde olan bu istikrarsızlık maç içindede devam ediyor. Farkı 20 sayıya çıkarmışken bir anda fark eriyor ve maç kafa kafaya geliyor. Maçı rolantiye almak diye bir şey yok. Buda çok dengesiz şeylerin olmasına sebeiyet veriyor. Mesela Barcelona'ya 20 sayı geriden gelip maça ortak olabilen Galatasaray, Unics maçında 20 sayıdan yakalanıp maçı verebiliyor.

Dünkü maçtada benzer bir olay oldu ama çok ciddiye binmeden ufak bir heyecanla maçı aldı Efes. Maçta 15-20 sayı farklarda gezinirken üstüste verdiği hücum ribauntları, yediği üçlükler ve kaçırdığı serbest atışlar sayesinde maçı 4 sayı farkla aldı. Yani Savanovic bile üstüste 4 serbest atış kaçırdı. Ama maçı alan adamda Savanovic oldu açıkçası. Ersan'ın erken faul problemine girmesi ve pekte gününde olmaması Savanovic'e daha fazla iş bıraktı. Savanovic'te ne denli büyük bir yıldız olduğunu birkez daha kanıtladı. Gerçi her maçta girdiğinde hep olumlu şeyler yapıyor zaten kariyeride bunu kanıtlıyor ama bir görev adamından çok bir takımı onun üzerine kurabileceğiniz bir süperstar karakterine sahip olduğunu kanıtlıyor her maçta. Sorumluluk alması gerekiyorsa alıyor, şut sokamıyorsa o gün pas veriyor ve en önemlisi maçın her anında savaşıyor.

Maçın diğer bir önemli istatistiği Cenk Akyol'un 25 dakika sahada kalması galiba. Geçen sene rotasyonda kendine yer bulamayan Cenk bu sene Euroleague'de önemli bir maçta en çok süre alan 4 oyuncudan biri. Şöyleki ; Barac ve Batista 40 dakikayı paylaşıyorlar, aynı şekilde Ilievski ve Kerem Tunceri ve Ersan'la Savanovic 40 dakikayı paylaşıyor. Geriye kalan 2 ve 3 numaralı pozisyonu Vujacic, Sinan ve Cenk paylaşıyor. Tabi Vujacic 35 dakika gibi bir süre oyunda kalmış, Sinan 20 dakika ve Cenk 25 dakika kalmış. Yani Ufuk Sarıca'nın rotasyonunda önemli bir yer sahibi Cenk. Ayrıca Savunmada da rakibin skorer oyuncusunu savunuyor genelde. Cenk için çok önemli bir görev bu, hayatında ilk defa şut atmaktan başka bir göreve verildi Cenk. Fiziksel olarakta bunu yapabilecek seviyede. Eğer savunmayı öncelik alırsa oyununda şutuda rahatlayacaktır. Sadece şut atma ve şutör olma baskısı üzerinden azalacak ve çok daha kolay şutlar bulabilecektir.Tabiki Kinsey geldiğinde süreleri düşecek ama muhtemelen DNP yazmayacak istatistik kağıdında. Bu maçtada şut yüzdesi çok düşük olsada 6 ribauntu var. Sinan'la Vujacic Cenk'le Kinsey paylaşacak gibi duruyor süreyi.

Son sözümde şu ribaut sıkıntısına ya adamlar bazı sekanslarda voleybol oynamaya başladı resmen. Adamlar bütün ribauntları aldı. Maç içinde heyecandan çok dikkat edemedim ama istatistik kağıdına bakınca Batista'nın 1 ribauntu sırıtıyor orda. Yani Batista bu takıma fiziksel güce ve savaşçılığı sayesinde geldi.Daha falzasını vermesi gerekiyor bu takıma. Efes'in CSKA ve Barcelona kadar geniş bir rotasyonu yok en nihayetinde. Fran Vazquez arkasına Ndong'u yok. veya yedekten gelen Pete Mickeal  yok o yüzden her oyuncu maksimumunu vermek zorunda.

30 Kasım 2011 Çarşamba

NBA'den dedikodular


Lokavtın bitmesiyle tekrar kaynamaya başlayan dedikodu kazanı yine gündeme oturmaya başlıyor yavaş yavaş. Dwight Howard'lar, Chris Paul'ler, Rondo'lar havada uçuşuyor kapanın elinde kalıyor. Tabi genelde bu dedikoduların çoğu tutmaz ve son anda bambaşka hiç beklenmeyen bir takas yapılır ama dinlemesi güzel oluyo .

İlk olarak New Jersey Nets'in Howard aşkını bilmeyen yoktur. Deron Williams'ı kadrosunda bulunduran Nets onun yanına bir süperstar daha koymak için kıçını yırtıyor ki eğer koymassa seneye Williams'ı da kaybedecek. Dwight Howard karşılığında Brook Lopez ve üst sıradan 2 tane draft hakkı etrafında bir teklif sunuyor. Karşılığındada Dwight Howard ve Hidayet Türkoğlu'nun 3 yıl için 35 milyon dolarlık kontratını alıyor. Bu Orlando için iyi bir teklif aslında tabi Howard'ı elde tutmak en iyi seçenek ama eğer gideceksede yeniden yapılanma için iyi bir fırsat olur Orlando'ya.

Diğer bir Howard dedikodusu Lakers'tan. Lakers'ta Odom, Bynum ve Gasol'ün kombinasyonlarını sunuyor Magic'e. Lakers'ın ellerindeki teklif edilebilir yegane parçalar bunlar. Ama Orlando açısından çok değerli parçalar değil bu oyuncular. 30'lu yaşlarına gelmiş Odom ve Gasol ve müzmin sakat Bynum'dan bir takım çıkatmak çok kolay değil açıkçası. Madem bozuyorum takımı draft haklarını toplar, iyide bir free agent yakalarsam veya takas, takımı kurarım. Kaldı ki Orlando ile Lakers arasında Shaq'tan kalan bir mazi var pekte sempati beslemiyor Orlando Lakers'a. Ama en nihayetinde bu bir işen iyi teklifi kim verirse o alır.

Son olarakta Boston Celtics manageri Danny Ainge'in çılgınmı çılgın projeleri var. Rondo ve Jeff Green'i verip Russell Westbrook ve Kendrick Perkins'i almak. Adam ciddi kolonya içmiş heral Rondo'ya karşı Westbrook çok ciddi kafası karışmış adamın. Şu andaki Boston'da tüm tuğlaları bir arada tutan, harç görevi gören Rondo'yu verip karşılığında çok atlet ama oyun zekası yönünden hakkaten bir tuğla olan Westbrook'u almak cinayettir hatta tecavüzdür.

İkinci bir Boston dedikodusuda Rondo Chris Paul takası. Öncelikle Boston'un Rondo'yu neden bu kadar çok takas etmek istediğini anlamak çok zor değil. Ellerinde değerli olan tek parça Rondo. Kimse Garnett veya Ray Allen'ı bu kontratlarıyla istemez takımında. Rondo'da ligin elit guardlarından biri o yüzden karşı taraf hayır demeyebilir Rondo'ya. Boston'unda şu anki yapısıyla sınırları belli bir takım.Takımı şampiyonluk seviyesine çıkatmak için değişiklik şart. Bu takasa gelince bir öncekine göre çok daha makul hatta mükemmel bir takas olur Boston için. Baktığımızda Chris Paul tek başına yarım yamalak oyuncularla New Orleans'ı sürekli playoff potasında tutan bir adam. Ne kadar değerli, ne kadar iyi bir guard olduğunu anlatmamıza gerek yok. Bana kalırsa şu anda dünyadaki en iyi guard. Hali hazırda şampiyon olabileceği bir takıma gitmek istiyor. Boston'da yaşlansalarda big three'ye sahip ve hala sertler. Chris Paul Boston'a bir şampiyonluk daha getirebilecek bir adam. O yüzden bu takas mükemmel olur. Ama Chris Paul'un New York hayali ne olacak o zaman. Amare ve Melo ile güçlerini birleştirip Miami'nin karşısına çıkma hayalleri var. O yüzden Boston'a sıcak bakmayabilir.

26 Kasım 2011 Cumartesi

Odom geliyoooree derken Deron Williams'ta gidiyor


Malumunuz lokavt bitti bitecek, oysaki çok ümitlenmiştik bitmez bu sezon Euroleague orgazmik bir lig olur diyorduk ki kara haber tez duyuldu. Tamam NBA'inde büyük fanıyız ama Avrupada da bir yıl bütün yıldızları görmek şahane olacaktı. Amerikalı oyunculardan çok Avrupalıların gelmesini istiyordum. Gasol kardeşler, Dirk gelse fenamı olurdu. Ama evli evine köylü köyüne oldu.

Gelelim kimler geri dönüyor. Beşiktaş'tan Deron Williams, Semih Erden ve Lamar Odom geri dönüyor. Gerçi Odom daha gelemeden dönüyor. Galatasaray'da Zaza yolcu tamda form tutmuştu adam iki maç oynadı dönüyor. Fenerbahçe'de Thabo Efes'te ise Ersan'ın NBA kontratları bulunuyor. Ersan geri dönmek istemiyor ama kontratı mevcut Bucks'la. Eğer Efes'te kalırsa mükemmel olur. Tekrar değişen dengelerde Efes bir adım öne çıkar.

Euroleague'de ise  en büyük kaybı yaşayacak takım tahminimce Nancy olacak. Batum'la süpriz skorlar alıyorlardı geçmiş olsun diyeceğiz galiba Nancy'ye. Fener'in bir diğer rakibi Caja Laboral'de ise Kevin Seraphin ve yeni gelen Goran Dragic geri dönüyor. İkiside çok dominant değildi hatta Dragic daha 5 dakika oynadı.O yüzden pek etkilenmeyecek Caja Laboral. Armani ise Gallinari'yi kaybediyor. Armani adına büyük kayıp olacak Gallinari. Real'de Fernandez geri dönecek büyük ihtimalle ama zaten sakatlandı.Bir diğer Realli Serge Ibaka'da geri dönenlerden. Real'in kadro derinliği bayağı aşağı inecek.  Maccabi'de ise Farmar geri dönecek. Onlar için çok iyi işler yapıyordu oysaki. Partizan'lı Nicola Pekovic'te geri dönenlerden. Efes'in bulunduğu grupta bütün dengeler değişmek üzere.

Cska'da ise Kırilenko'nun aralık 1'e kadar NBA çıkışı var ama geri dönermi bilmiyorum çok iyi bir sezon geçiriyor Cska ile. NBA'deki son sezonları hüsrandı belki burayı burakmak istemeyebilir. Tabi bu şartlarda Euroleague'in 2 favorisi kalıyor geriye Barcelona ve Cska. Bakalım bizi nasıl bir sezon bekliyor. Bu arada Fantasy Challange meraklıları içinde büyük bir bekleyiş söz konusu takımın yarısı terki diyar etti. Fazladan transfer hakkı versinler aga.

25 Kasım 2011 Cuma

Brook Lopez, Kevin Love derken Lamar Odom geldi


Beşiktaş spekteküler bir transferi daha gerçekleştirirken yine gündeme bomba gibi oturdu. Allen Iverson ve Derron Williams'tan sonra NBA'in medyatik ve kaliteli oyuncularından birini daha kadrolarına kattılar.

Lamar Odom'un kariyerini tartışmaya gerek yok sanırım. Lakers'ın son dönemlerdeki dominant oyununda çok önemli bir yere sahip Odom. 3 numara oynayabilecek tüm özelliklere sahip bir oyuncu ve dahası 4 numara oynayacak bütün özelliklerede sahip. Hatta dünya kupasında 5 numara olarakta çok iyi oynayabildiğini gösterdi.

Beşiktaş'ın bu sene oynadığı sular seller gibi akışkan ve hızlı oyuna cuk oturabilecek bir oyuncu Odom. Yapabildiklerine bakarsak zaten bu sistem için yaratılmış çok net. Pozisyonuna göre mükemmel top sürer, iyi pas atar, iyi şut atar, çok iyi pota altı oynar, çok iyi ribaunt alır hepsinden daha önemlisi bunlarnı ne zaman ve nasıl kullanılacağını çok iyi bilir. Basketbol IQ'sü çok yüksek bir oyuncudur. Beşiktaş'ı lig şampiyonluğunun ve Eurochallange'ın büyük adayı yapar eğer lokavt bitmesse ki bitmeyecek gibi duruyor şimdilik.

Gelelim medyatik kısmına. Bildiğimiz üzere Lamar Kim Kardashian'ın eniştesi. Chloe Kardashian'la evli. Bu Kardashian'lar bizim Türkiye'deki Eda Taşpınargillerin ağababası. Ne iş yaptıkları belli değil ama sürekli ekrandalar. Benim bildiğim yaptıkları iş bir tek Kim Kardashian'ın gizli çekim pornosu var. Onuda seyrettiğimden değil arkadaşlar söyledi merak etmedim habercilik için aradım buldum izledim, yerseniz. Herneyse konu dağılmadan işte Lamar Odom ve karısının bir Reality showu var Amerika'da yayınlanan.O artık Türkiye'de devam edecekmiş. Yani Amerka ekranlarında haftalık yayınlanan bir Türkiye belgeseli olacak sanırsam. Benim merak ettiğim konu ermeni kökenli Kardashian'ların çizeceği Türkiye profili nasıl olacak. Yani çok umursadığımdan değil en nihayetinde kimsenin bizi iyi veya kötü görmesi bizi bağlamaz. Kimseye yaranmak için yalancıktan farklı davranmanın anlamı yok. Niye merak ediosam artık. Birde bu fotoğraf ne Allah aşkına kimse uyarmamışmı bu adamı tövbe yarappi nasıl ceket o öyle.

22 Kasım 2011 Salı

Yeniçarşım.com ile Evden Çıkmadan Çarşıya Çıkıyoruz!

Ekim ayından bu yana yayında olan Yeniçarşım.com, alışkın olduğumuz e-ticaret sitelerinden oldukça farklı. Site şimdiden sloganı olan “Evden çıkmadan çarşıya çık” mottosunu fazlasıyla yerine getiriyor. Çünkü şimdiden Yeniçarşım.com’da yüzlerce mağaza var ve siz dilediğiniz ürünü bu mağazalar arasından seçerek kolaylıkla satın alabiliyorsunuz. Üstelik, internetten alışveriş yaparken en çok çekindiğimiz “güvenlik” engelini Hürriyet Güvenli Alışveriş Sistemi ile çözmüşler. Sistemi açıklayan video:

Yeniçarşım.com’un diğer alışveriş sitelerinden önemli farkları var. Platformun en belirgin karakteristiği olan alıcı ile satıcıyı bir araya getirme stratejisi, satıcıların (mağazaların) ticari kuruluş olması gibi akıllıca bir taktikle desteklenerek, son derece başarılı bir sistem getirilmiş durumda. Yeniçarşım.com’da satış yapan her mağaza, ticari unvana sahip, fatura kesen ve dolayısıyla garantili ürün satan mağazalar. Bu sayede aynı ürünü birden fazla mağaza arasından güvenle seçerek satın alabiliyorsunuz. Herhangi bir problemde “Hürriyet Güvenli Alışveriş Sistemi” ve Yeniçarşım’ın başarılı müşteri hizmetleri departmanı hizmetinizde.

www.yenicarsim.com'da 24 farklı kategoride onbinlerce ürün bulunuyor. Giyimden aksesuara, elektronikten beyaz eşyaya kadar aradığınız her şey Yeniçarşım.com’da.

Ayrıca, www.facebook.com/yenicarsim ve www.twitter.com/yenicarsim adreslerinden ise Yeniçarşım’ı takip edebilir, kampanya ve fırsatlardan haberdar olabilirsiniz.



Bir bumads advertorial içeriğidir.

2 Kasım 2011 Çarşamba

iddaa tahminlerim 02-03-04.11.2010


Bu haftaki Euroleague programımız oldukça güzel maçları içermekte. Direk maçlara geçelim.

KK Zagreb(19.5)- CSKA

Zagreb iki maçta toplam 50 sayı fark yemiş. CSKA ise 33 sayı fark atmış. CSKA maç başına ortalama 90 sayı atıyor 72 sayı yiyor. Hadi bu maçta 72 değil 60 sayı yesin yine üst olur.Barem 148.5 bu amaç için.

ÜST veya MS:2

Spartak ST Petersburg- Minsk (16.5)

Hafta içinde Kendi evinde Prokom'dan 30 sayı fark yedi Minsk. St. Petersburg'da çok güçlü bir ekip. Kadrosunda Patrick Beverley ve Yotam Halperin gibi kalbur üstü oyuncular var. Bu maç için Üst baremi 158.5. Bu rakamı geçmek biraz Minsk'in ne kadar sayı atacağına bağlı ama St. Ppetersburg 16.5 handikapı geçer bu maçta.

MS:1

Unics Kazan(6.5)- Barcelona

Geçen hafta G.saray'ı devren Unics evinde şampiyonluk adayı Barcelona'yı ağırlıyor. Unics zor bir deplasman ama Barcelona'nın kadro kaliteside ortada. Bu maçı handikapı geçip alacaklardır.

MS:2

Fenerbahçe Ülker- Sluc Nancy(7.5)

İlk iki maçını kaybedeb Fenerbahçe Ülker Nancy'ye patlayacaktır. Nancy bütün oyununu Nicholas Batum'a bağlamış. Fenerbahçe'd birebir savunma denilince sadece Türkiye'de değil dünyada sayılı olan oyuncular var. Thabo, Ömer kilitliyecektir Batum'u en azından çok zarar vermesini engelleyecektir. Bu maçı Fenerbahçe rahat alır.

MS:1

Brose Basket- Unicaja (1.5)

Brose Basket çok yüksek skorlarda oynayan bir takım Euroleague'de oratalama 85 sayı atıp 80 sayı yemişler iki maçta. Unicaja'da bu maçı almak istiyorsa nispeten yüksek skorlara çıkmak zorunda. Unicaja bu maçı alır ve skorda yüksek olur.

MS:2 veya ÜST

Emporio Armani-Anadolu Efes (3.5)

İki hücum gücü yüksek takım karşı karşıya. Bu maçı kimin alacağı muamma ama maç çok skorlu geçecektir. Üst baremi 155.5 ve bu barem geçilir. Ayrıca bu maçta Savanovic 11.5 sayıyı geçer.

Üst ve Savanovic 11.5 üstü

Euroleague'de üçüncü hafta fikstürü


Temsilcilerimizin çok kritik maçlar oynayacağı bu hafta çok güzel maçlara sahne olacak. İşte üçüncü hafta maçları

02.11.2011 Çarşamba

21:00 Caja Laboral vs. Olympiacos Ntvspor(bant)
21:45 KK Zagreb vs. CSKA Moscow

21:45 Montepaschi vs. GS Medical Park Ntvspor
21:45 Union Olimpija vs. Asseco Prokom


03.11.2011 Perşembe


18:00 Unics Kazan- Barcelona
19:45 Fenerbahçe Ülker- Sluc Nancy Ntvspor
21:45 Maccabi Electra- Real Madrid
21:45 Bennet Cantu- Bizkaia Basket Bilbao
21:45 Emporio Armani- Anadolu Efes Ntvspor
21:45 Partizan-Belgacom Spirou
22:00 Brose Basket- Unicaja


04.11.2011 Cuma


Panathinaikos-Zalgiris Kaunas



28 Ekim 2011 Cuma

iddaa tahminlerim 28-29-30.10.2010


Bu Haftaki Eurolegue hüsranından sonra haftasonu programı ile karşınızdayız. Genel olarak bakarsak pek söylediğim maçlar tutmuyor ama belki tersini oynarsınız falan bir fikir olur sizin için. Gelelim haftanın maçlarına.

Türk Telekom-Beşiktaş

İki skorer takım karşı karşıya. Dün gece iddaada 162.5 gözküyordu üst sınırı. Israrla oynama çalışmama rağmen oynattırmadı şerefsiz bilyoner. Şimdi ise barem 172.5'te. Tabi ikş maçtada 100 sayı atmış beşiktaş ve savunma özürlü Tüürk Telekom karşı karşıya gelince bunuda aşabilirler diyorsunuz.O yüzden üst diyorum.

ÜST

Budivelnik-Khimki

Budivelnik Ukrayna takımıymış baktım öğrendim. Kadroda tanıdığımız isimlerdn pek yok. Khimki ise kadroda Mozgov, Austin Daye, Planinic gibi isimler barınıdırıyor. Daye ve Mozgov NBA'e dönseler bile Planinic bunlar yener. Handikap Budivelnik leyhine +4.5

MS:2

Riga-Unics Kazan

Galatasaray karşısında deplasmanda galipo gelen Unics Lwetonya deplasmanında Riga'da. Rİga'nın guardı tanıdık bir isin Marque Perry. Unics deplasmanda -2.5 handikapı geçebilecek güçteki G.saray maçındada bunu gördük. Maçı Unics alır

MS:2

MersinBşb-Antalya Bşb

Antalya kaliteli kadrosuna rağmen iki maçtır mağlup.Bu maçtada rakipleri nispeten zayıf bir ekip. Bu maçı almak zorundalar.Bu maçı alacaklarını düşünüyorum. Handikap Antalya leyhine +1.5

MS:2

Bavit-Hacettepe

Fazla söze hacet olmayan bir diğer maç. Banvit kendi evinde Hacettepe'yi ağırlıyor. İlk iki maçtaki mağlubiyetin acıswını Hacettepe'den çıkaracaklardır. 10.5 handikap var Hacettepe leyhine. Banvit kolay aşacaktır.

MS:1

Erdemir- Trabzon

Dün gece handikap Trabzon leyhine +5.5 gözüküyordu. Yetişemediğim başka bir maç oldu. Erdemir kaliteli kadrosuyla iki haftadır yeniliyor. Bu maça asılacaklar.Açıkçası Trabzon'unda direnecek gücü yok gibi. Erdemir 10.5 handikapı geçecektir.

MS:1

Aliağa Petkim- Tofaş

Ligin hızlı başlayan ekibi Tofaş Aliağa deplasmanında haftaiçinde Aliağa yerinde bir hamle yapıp takıma Pinkney'i kattı. Bu maçı Aliağa alacaktır. Tofaş iyi oynuyor ama çok derin bir kadrosu yok. 4 yabancıyla götürüyorlar işi. Deplasmanda işleri zor.

MS:1

27 Ekim 2011 Perşembe

G.saray-Unics Kazan: 64-68 Hiç olmadı bu


Galatasaray Abdi İpekçi'de konuk ettiği Unics Kazana 64-68 mağlup olmaktan kurtulamadı. Maç boyunca oyunda üstün olan taraf Galatasaray'dı. Çok hareketli hücum ve savunmasıyla ilk yarıda darlandırdı Unics Kazan'ı. Özellikle hücumda Songalia ve Shipp'in hücumda etkinliği farkı 10 sayılara taşıdı. Maç boyunca Lakovic'ten verim alamayan Galatasaray maçın ikinci yarısında Unics Kazan'ın uzun rotasyonuna çare bulamadı.

Maçın ilk yarısında Unics'i hareketli ama iri yarı olmayan uzunlarla iyi kilitlemiştik. Domercant üzerine baskı işe yaramıştı ve özellikle Lakovic'in kötü gününde 4 numara pozisyonundan oynadığımız oyunlarla önde götürdük maçı. Furkan'ın oyundayken yaptığı asistler ile oyunu açmıştık. Ama ikinci yarıda Unics'in Veremenko ve Savrasenko gibi iki uzunla oynaması çok canımızı yaktı. Verdiğimiz hücum ribauntları canımızı çok yaktı. İşte bu maçta Zaza'ya çok ihtiyacı vardı Cim Bom'un. Görece olarak çok zayıf kaldık Unics uzunlarına.

Maçın sonunda ısrarla Lakovic'i devreye sokmaya çalışmamızda tuz biber ekti aslında ribauntta yaşanan sıkıntılara. Takımda sanki tek hücumcu oymuş gibi sürekli onu aktive etmeye çalışmak durumu dahada zorlaştırdı. Adam atamıyosa atamıyor bırak kardeşim adamı kur oyununu Shumpert var, Songalia var bu adamlarında hücumları iyi ne diye bu ısrar.

Maç içinde akılda kalan performanslar kendi adıma Oktay Mahmuti'nin topun bizden çıktığını söyleyip hakemin kararını değiştirmesi çok şık bir hareketti.  Furkan'ın asistleri, Domercant'ın durdurulamaz hücumu ve son hücumdaki geri çekilerek attığı üçlük.Hakkatten o neydi ya adam öldürdü topu diyordumki hançeri sapladı resmen. Domercant'ın ne denli iyi bir hücumcu olduğunu tekrar görük bu maçla. Bu maçta birde Luksa Andric'in serbest atışlardaki kabızılığı dikkat çekti tabi. İlk serbes atışını potaya değdiremedikten sonra kötü yüzdesi devam etti.Maçıda 4/10 serbest atışla bitirdi. Birde Nathan Jawai'yi yolda görsem yolumu değiştiririm o ne la öyle insan azmanı.

Bu hafta basketbol takımlarımız açısından pekte iyi bir hafta olmadı. Önce Efes sonra Galatasaray kendi evlerinde mağlup oldular. Şu sıralar Olimpicas deplasmanında Fener, inşallah onlar yenerlerde içimiz rahatlar.

Oldumu şimdi Efes


Haftanın en büyük süprizi maalesef İstanbul'dan geldi. Efes kendi evinde Euroleague'in en zayıf ekiplerinden biri olan Spirou'ya mağlup oldu. Tabi Efes şöyle kötü böyle berbat demek için erken ama kısaca şu an için diyebilirizki Efes tam anlamıyla winner bir takım değil en azından şimdilik. Efes'te son haftaların etkili oyuncusu Kinsey yine elinden gelenin en iyisini yaparken Ersan'ın çabası takdire şayandı açıkçası.

Maçta Efes'in en büyük eksikliği daha tam olarak takım olamamak gibi duruyor. Tabi çoğunluğu daha birkaç aydır bu takımda olan bir takımın kusursuz olmasını beklemiyoruz. Olympiacos yıllarca milyon dolarlar döküp sadece totalde bir iki yunan kupas aldı mesela. Yani takım olmak biraz süre isteyen bir durum. Dünün en dikkat çeken adamı Sasha Vujacic'ti aslında ve durumu özetleyen bir performans ortaya koydu. Çok kötü bir yüzdeyle eline geleni potaya savurdu. İşte Efes'i bekleyen en büyük sorunlardan biri bu aslında. Sasha Vujacic'in veya başka birinin ki o şekil kontrolünü kaybedecek başka biri yok  takımda. kontrolünü kaybederek kahramanlığa soyunması. Burası NBA değil, burada peri masalları, kahramanlık hikayeleri, ben tek siz hepinizler olmaz. Euroleague çalışmanın, emeğin ve takım oyunun kazandığı bir lig. Her takımın süperstarları var. Barcelona'nın Navarro'su, Siena'nın McCalebb'i, Panathinaikos'un Diamantidis'i var. Ama bu takımlar bilirki yıldızlar kötü oynayıp takım iyi oynarsa kazanırlar ama takım kötü takımın yıldızı iyi oynarsa işleri çok zor. İşte bu yüzden öncelikle hücumda set hücumlarını, ikili oyunları, Pick'n roll'ları iyi oynamalısınki senin diğer hücum silahların işlesin. Yoksa bu şekilde sonuca ulaşman çok zor hele ki hedefi F4 koyduysan.

Maçta birde Kerem Tunçeri talihsiz bir sakatlığı oldu. Geriye kalan sürede Efes'in tek gardı Ilievski oldu ve iyide oynadı açıkçası.9 sayı, 3 ribaunt ve 8 asistlik performansı fazlasıyla tatmin edici ama nasıl olduysa galibiyete yetmedi. Ersan'ın mükemmel oyunu var birde. Yani maça bakınca nasıl kaybettik biz bu maçı diyoruz. Efes'teki tek bir adamın Spirou'yu yenmesini bekliyoruz ama işte öyle olmuyor. Her maç için mücadele etmek gerekiyor Euroleague'de. Kazanmak istiyorsan nmücadele edeceksin, ne olursa olsun ribauntlarda yenilmeyeceksin,  rakibinin kendine güvenmesini engelleyeceksin, bunun için en iyi yolda sert savunma eğer sayı atamazlarsa zaten dirençleri kırılacak ve son olarak kendine çok güvenme maçı oynamadan kaznamazsın alırlar paçanı hemde kendi evinde.

Umarız bu maç Efes için iyi bir ders olur. Bundan sonraki maçlarda motivasyonlarını en üst düzeyde tutarlar. Tutamazlarsa zaten çok kötü şeyler olur Efes için. Gruptan çıkamama itimali bile doğabilir Spirou'ya yeniliyosan. Daha bunun Real'i Maccabi'si, Armani'si var. Çok dikkatli olmak lazım. Aslında bir uyarı maçı olarak iyi bile oldu grubun en zayıf takımına yenilmek. Umarız geri kalan maçlarda üzmez Efes bizi.